© Soma Haberi 2020

Soma Termik Santrali’nde asıl soru: Teşvikler alındı, yatırımlar neden yapılmadı, Soma’nın hesabını kim verecek?

Çiftçi kuruluşu Konya Şeker'i tarihinin en ağır mali krizlerinden biriyle karşı karşıya bırakan Soma Termik Santrali yıllardır "yanlış yatırım" olarak tartışılıyor.

Kaynak: Tarımdan Haber
 https://share.google/xa9Mp7Ia3mQCu2hBd

sonrası bu haber hazırladı

Konya Şeker’in işlettiği Soma B Termik Santrali’nin üretim düşüşü, borçları ve mali krizi tartışılırken, dosyanın en kritik başlıklarından biri gözden kaçıyor: Kamu destekleri ve çevre yatırımları. TBMM’ye yansıyan verilere göre santral 2018-2025 döneminde kapasite mekanizmasından yaklaşık 100 milyon dolar ödeme aldı. Konya Şeker ise santrali devralırken üç yıl içinde 288 milyon dolarlık çevre ve rehabilitasyon yatırımı yapacağını açıklamıştı. Aradan geçen yıllara rağmen Soma’da baca gazı arıtma sistemi tartışması bitmedi. Şimdi soru yalnızca “Santral neden zarar etti?” değil; “Devletin sağladığı desteklere ve verilen yatırım sözlerine rağmen Soma halkı neden hâlâ kirli havayla baş başa bırakıldı?”

Üretim rakamları tartışılıyor, Soma’nın hesabı neden sorulmuyor?

Soma Termik Santrali üzerinden yürütülen son tartışmalarda ağırlıkla üretim rakamları, kömür maliyetleri, elektrik fiyatları, banka borçları ve santralin zarar edip etmediği konuşuluyor.

Bir başka tartışmada ise “2015 yılında bu santrali almak doğru muydu?” sorusu öne çıkıyor.

Bütün bunlar elbette sorgulanmalı.

Ancak bir başlık var ki diğerlerinin gölgesinde kalıyor:

Soma halkının sağlığı.

Çünkü burada yalnızca bilançolardan, megavatlardan, milyon dolarlık borçlardan ve elektrik üretiminden söz edilmiyor.

Burada insanların yaşadığı bir kentten söz ediliyor.

Santralin bacalarından çıkan emisyonlardan söz ediliyor.

Çocukların soluduğu havadan söz ediliyor.

Ve yıllardır “filtre takılacak”, “rehabilitasyon yapılacak”, “çevre yatırımı gerçekleştirilecek” denilen bir termik santralden söz ediliyor.

288 milyon dolarlık yatırım sözü verildi

Konya Şeker, Soma Termik Santrali’ni 2015 yılında devralırken santralin eski olduğunu ve ihale şartnamesi gereği çevre ile rehabilitasyon yatırımlarının yapılması gerektiğini açıkladı.

Şirketin kendi internet sitesinde yer alan bilgilere göre, üç yıl içerisinde santrale 288 milyon dolarlık yatırım yapılması planlandı.

Bu rakam küçük bir rakam değil.

Bugünün kuruyla karşılığı milyarlarca lirayı bulan bir yatırım hedefinden söz ediyoruz.

Peki ne oldu?

Bu yatırımın ne kadarı yapıldı?

Ne kadarı çevre yatırımlarına harcandı?

Baca gazı arıtma sistemi için ne kadar para harcandı?

Hangi üniteye ne kadar yatırım yapıldı?

Hangi revizyonlar tamamlandı?

Ve en önemlisi:

Soma halkının sağlığını koruyacak yatırımlar neden hâlâ tartışma konusu?

Bu soruların kamuoyuna ayrıntılı biçimde yanıtlanması gerekiyor.

Bir tarafta kamu desteği, diğer tarafta yatırım soruları

Dosyanın bir başka dikkat çekici tarafı ise kapasite mekanizması ödemeleri.

TBMM’ye yansıyan verilere göre Konya Şeker’e ait Soma B Termik Santrali, 2018-2025 döneminde kapasite mekanizması kapsamında yaklaşık 100 milyon dolar ödeme aldı.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Bu para doğrudan “baca filtresi teşviki” değildir.

Kapasite mekanizması, elektrik sisteminde kapasitenin hazır tutulması amacıyla oluşturulmuş bir kamu destek mekanizmasıdır.

Ancak sonuç değişmiyor:

Kamu kaynağından santrale yıllar boyunca ciddi miktarda ödeme yapılmış.

O halde kamuoyunun şu soruyu sorması son derece meşrudur:

Bu kaynaklarla santralin bakım, rehabilitasyon ve çevre yatırımlarına ne kadar para ayrıldı?

Çünkü santral üretim yaparken kamu desteği alıyor, elektrik satıyor, kapasite ödemesi alıyor.

Ama bugün Soma hâlâ baca gazı filtresini tartışıyor.

Buradaki çelişkinin açıklanması gerekiyor.

“Zarar ettik” deniliyor; peki Soma’nın zararı ne olacak?

Konya Şeker yönetimi santralin ekonomik sorunlarını anlatıyor.

Kömür maliyetlerinin arttığını söylüyor.

Elektrik üretiminin ekonomik olmaktan çıktığını belirtiyor.

Bakım ve yatırım maliyetlerinin ağırlaştığını ifade ediyor.

Borçların büyüdüğünü anlatıyor.

Bunların tamamı şirket açısından tartışılabilir.

Ancak ortada cevaplanması gereken daha büyük bir soru var:

Şirket zarar ettiyse Soma ne oldu?

Soma'nın zararı kim tarafından hesaplanacak?

Soma halkının yıllarca soluduğu hava ne olacak?

Çevreye verilen zararın maliyeti ne olacak?

Çocukların sağlığı üzerindeki olası etkiler ne olacak?

Kentin yaşam kalitesindeki kaybın hesabını kim yapacak?

Bir şirketin bilançosunda görünen zarar hesaplanabilir.

Peki bir kentin sağlığında oluşan zararın bilançosu nerede?

Soma’nın çocukları için kim hesap verecek?

Soma’da yıllardır yaşayan ailelerin çocuklarında solunum yolu hastalıklarının yaygınlığı konusunda ciddi toplumsal kaygılar bulunuyor.

Astım, bronşit ve kronik solunum yolu hastalıkları Soma’da yaşayan ailelerin sıkça dile getirdiği sağlık sorunları arasında.

Ancak burada gazetecilik açısından önemli bir çizgi var:

Bu hastalıkların tamamının doğrudan Soma Termik Santrali'nden kaynaklandığını söylemek için bilimsel ve epidemiyolojik bir çalışma gerekir.

Tam da bu nedenle bugüne kadar yapılması gereken yapılmalı:

Soma'da termik santral kaynaklı hava kirliliği ile halk sağlığı arasındaki ilişki bağımsız bilimsel çalışmalarla ortaya konulmalıdır.

Çünkü mesele birkaç kişinin iddiası değildir.

Mesele bir kentin yıllardır termik santral, maden ve ağır sanayi faaliyetleriyle iç içe yaşamasıdır.

Eğer Soma halkının sağlık göstergelerinde Türkiye ortalamasından veya benzer kentlerden anlamlı bir farklılık varsa bunun nedeni araştırılmalıdır.

Eğer yoksa, bu da bilimsel verilerle ortaya konulmalıdır.

Ama artık bu konu görmezden gelinmemelidir.

Bacadan çıkan yalnızca duman değil

Termik santrallerde kömürün yakılması sonucunda atmosfere çeşitli kirleticiler salınabilir.

Özellikle partikül madde, kükürt dioksit ve azot oksitler hava kalitesi açısından önem taşıyan kirleticiler arasındadır.

Partikül maddeler solunum sistemi açısından ciddi sağlık riskleri oluşturabilir.

Dolayısıyla Soma'da baca gazı arıtma sistemleri meselesi yalnızca bir “çevre yatırımı” meselesi değildir.

Bu aynı zamanda halk sağlığı meselesidir.

2026 yılının Şubat ayında santral yeniden faaliyete geçerken bacalardan yükselen siyah dumanlar kamuoyuna yansıdı ve kentte ciddi tepki oluştu. Haberlerde santralin filtrelerinin bulunmadığı veya yetersiz olduğu yönündeki iddialar gündeme getirildi.

İşte burada şu soru sorulmalı:

2015 yılında devralınan bir santral için üç yıl içerisinde 288 milyon dolarlık çevre ve rehabilitasyon yatırımı yapılacağı açıklanmışken, 2026 yılında Soma neden hâlâ bacadan çıkan dumanı tartışıyor?

Para yok muydu, yoksa öncelik başka yerde miydi?

Bugün yönetimin savunmasının önemli bölümü ekonomik sıkıntılar üzerine kuruluyor.

“Para yoktu.”

“Santral zarar ediyordu.”

“Bakım yapılamıyordu.”

“Kömür pahalıydı.”

“Elektrik üretimi ekonomik değildi.”

Peki o zaman şu sorunun da cevabı verilmeli:

Para yoksa kapasite mekanizmasından alınan yaklaşık 100 milyon dolar ne oldu?

Tekrar vurgulayalım:

Bu ödemenin tamamının yatırım için kullanılması gerektiğini söylemiyoruz.

Ancak kamu desteği alan bir santralin, yıllar içinde yaptığı bakım, rehabilitasyon ve çevre yatırımlarını kalem kalem açıklaması kamuoyu açısından son derece önemlidir.

Çünkü ortada 288 milyon dolarlık yatırım hedefi de var.

Kapasite ödemeleri de var.

Elektrik satış gelirleri de var.

Ve bugün 20 milyar lirayı aşan TKİ borcu nedeniyle yaşanan bir kriz de var.

Bu tablo bütün olarak incelenmelidir.

Soma halkının sağlığı şirket bilançosundan daha mı değersiz?

Santralin sahibi veya işletmecisi açısından temel soru “Kâr ediyor muyuz?” olabilir.

Kamu açısından ise soru bundan daha büyüktür:

Bu tesis çalışırken kamu yararı sağlıyor mu?

Enerji üretiyor olabilir.

İstihdam sağlıyor olabilir.

Soma'nın ısıtılmasına katkı sunuyor olabilir.

Ancak bunların hiçbiri çevre ve halk sağlığı yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Bir termik santral elektrik üretirken aynı zamanda çevre mevzuatına uymak zorundadır.

Çevre yatırımları “para kalırsa yapılacak” yatırımlar değildir.

Özellikle milyonlarca insanın değil, doğrudan bir kentin yanında faaliyet gösteren bir santral söz konusu olduğunda bu sorumluluk daha da büyüktür.

Asıl hesap Soma’ya verilmeli

Bugün Konya Şeker'in üreticiye ne kadar zarar verdiği, çiftçiye ne kadar yük getirdiği veya enerji yatırımının şirkete ne kadar zarar ettirdiği tartışılıyor.

Bunların hepsi konuşulabilir.

Ama bir soru daha var:

Soma'ya verilen zarar ne olacak?

Soma halkına verilen maddi ve manevi zararın hesabı ne olacak?

Kentin havası kirleniyorsa bunun bedelini kim ödeyecek?

Çevre kirleniyorsa bunun bedelini kim üstlenecek?

Sağlık sorunları artıyorsa bunun ekonomik yükünü kim karşılayacak?

Bir çocuk astım nedeniyle daha fazla hastaneye gidiyorsa bunun aileye ve devlete maliyeti nedir?

Bir vatandaş yıllarca kirli hava soluyorsa bunun yaşam kalitesi üzerindeki kaybı nasıl hesaplanacak?

Ve en önemlisi:

Soma halkının sağlığı ile santralin ekonomik bilançosu arasında bir tercih yapılması gerekiyorsa, kimin tarafı tutulacak?

İşçi çıkarmak, üretimi durdurmak, yeniden çalıştırmak...

Santral krizinin bir başka boyutu da işçiler.

2026 yılında üretimin durması ve çalışanların ücretsiz izne çıkarılması Soma'da ciddi tepkiye neden oldu.

Daha sonra santralin yeniden çalıştırılması için girişimler yapıldı.

Konya Şeker de Şubat 2026'da santralin borçlarının yapılandırılarak üçüncü bir yatırımcıya devredilmesi ve faaliyetlerin kesintisiz sürdürülmesi için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayesinde görüşmeler yapıldığını açıkladı.

Burada da kamuoyunun sorması gereken sorular var.

Santral neden bu noktaya geldi?

İşçiler neden ücretsiz izne çıkarıldı?

Üretim neden durdu?

Sonra hangi finansmanla yeniden çalıştırıldı?

Yeni yatırımcı neden gerekiyor?

Devlet neden yeniden devreye girmek zorunda kaldı?

Ve bütün bunların sonunda Soma halkına ne kalacak?

“Yanlış yatırım” demek yetmez

Soma Termik Santrali'nin 2015 yılında alınmasının doğru bir yatırım olup olmadığı elbette tartışılabilir.

Ancak yalnızca “yanlış yatırım yaptılar” demek de meseleyi çözmüyor.

Çünkü santral 2015 yılında devralındı.

Sonrasında yıllarca işletildi.

Üretim yapıldı.

Elektrik satıldı.

Kapasite mekanizması ödemeleri alındı.

Yatırım yapılacağı açıklandı.

Çevre ve rehabilitasyon yatırımları taahhüt edildi.

Ama bugün santral borç içinde.

Üretim düşmüş durumda.

İşçiler belirsizlik yaşıyor.

TKİ alacağını tahsil edemiyor.

Ve Soma halkı hâlâ baca gazı ve hava kirliliğini tartışıyor.

O halde artık sadece “Bu yatırım neden yapıldı?” sorusunu sormak yetmez.

Asıl soru şudur:

“Bu yatırım yapıldıktan sonra ne yapıldı?”

Soma'nın hesabı da çıkarılmalı

Soma Termik Santrali için artık yalnızca finansal bilanço çıkarılmamalı.

Bir Soma bilançosu çıkarılmalı.

Kaç yıl üretim yapıldı?

Ne kadar kömür yakıldı?

Ne kadar elektrik üretildi?

Ne kadar kamu desteği alındı?

Ne kadar yatırım yapıldı?

Ne kadar çevre yatırımı gerçekleştirildi?

Ne kadar emisyon salındı?

Hangi dönemlerde hava kalitesi sınır değerleri aşıldı?

Kaç çevre cezası uygulandı?

Baca gazı arıtma sistemi için ne kadar harcandı?

Ve aynı dönemlerde Soma'daki solunum yolu hastalıklarının seyri ne oldu?

Bütün bunlar tek bir bilimsel ve bağımsız raporda ortaya konulmalıdır.

Çünkü Soma halkının hakkı yalnızca temiz hava talep etmek değildir.

Soma halkının, yıllardır soluduğu havanın hesabını isteme hakkı da vardır.

Son söz: Şirketin zararı hesaplanıyor, Soma'nın zararı neden hesaplanmıyor?

Bugün santralin Konya Şeker'e ne kadar zarar ettirdiği hesaplanıyor.

Üretim rakamları çıkarılıyor.

Kömür maliyetleri hesaplanıyor.

Elektrik fiyatları karşılaştırılıyor.

Borçlar konuşuluyor.

Kapasite ödemeleri tartışılıyor.

Bütün bunlar yapılmalı.

Ama bir hesap daha yapılmalı:

Soma'nın hesabı.

Çünkü şirketler zarar ettiklerinde bilançolarını açıklar.

Borçlarını yapılandırır.

Varlıklarını satar.

Yeni yatırımcı arar.

Devletten destek ister.

Ancak bir kentin sağlığı bozulduğunda o zararı geri almak mümkün değildir.

Bir çocuğun yıllarca kirli hava solumasının bedeli bilançoya yazılmaz.

Bir ailenin hastane masrafı santralin bilançosunda görünmez.

Bir insanın yaşam kalitesindeki kayıp şirketin zarar tablosuna girmez.

Ama bunların hepsi Soma'nın gerçek bilançosudur.

Bu nedenle Soma Termik Santrali dosyası artık yalnızca “üretim neden düştü, santral neden zarar etti?” başlığıyla tartışılmamalıdır.

Asıl sorulması gereken şudur:

Devletin kamu kaynaklarıyla desteklediği, 288 milyon dolarlık çevre ve rehabilitasyon yatırımı yapacağı açıklanan Soma Termik Santrali'nde, yıllar boyunca hangi yatırımlar gerçekleştirildi ve bu süreçte Soma halkının sağlığı, çevresi ve yaşam hakkı neden yeterince korunamadı?

Şirketin zararının hesabı çıkarılıyorsa, Soma'nın zararının hesabını kim çıkaracak?

İşte asıl cevaplanması gereken soru budur.

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER