İzmir Kınık'ta Polyak Maden'de işçiyken, şirketin Çinli bir firmaya devri sırasında sağlık sorunları nedeniyle kendisi gibi 7 işçi arkadaşının tazminatları ödenerek işten çıkarılan Abdullah İlter, 3,5 yaşındaki genetik kas hastası oğlu Asaf'ın tedavisi için tüm birikimini harcadı, arabasını sattı. SGK'nın yetersiz kaldığı, hayati öneme sahip cihazların fiyatlarının 280 bin TL'yi bulduğu süreçte aile, tek kullanımlık malzemeleri bile defalarca kullanmak zorunda kalıyor. Henüz tanısı konulamayan minik Asaf'ın ailesi, "Önümüze hep maddiyat çıkıyor. Yaşamayan bilmez" diyor.
İzmir'in Kınık ilçesindeki Polyak Maden'de işçi olarak çalışan Abdullah İlter, şirketin Çinli bir firmaya devri sırasında sağlık sorunları gerekçe gösterilerek kendisiyle birlikte 7 işçi arkadaşının tazminatları ödenip işten çıkarılmasıyla zor günler yaşamaya başladı. 3,5 yaşındaki oğlu Asaf, genetik kas hastalığıyla mücadele ediyor. Üç buçuk yıldır hastalığa tanı konulamayan, yoğun bakım süreçleri geçiren ve artık algısını dahi kaybeden minik Asaf'ın yaşaması için ailesi seferber olmuş durumda. Ancak ailenin en büyük engeli, hastalığın kendisinden çok, tedavi için gereken malzemelerin fahiş fiyatları ve SGK'nın yetersizliği.
Arabasını sattı, parasını cihazlara harcadı
Baba Abdullah İlter, uzun süre İzmir Kınık'taki Polyak Maden'de çalıştı. Oğlunun masraflarını karşılayabilmek için gece gündüz demeden çalışırken, şirketin Çinli bir firmaya devredilmesiyle hayatı altüst oldu. Devir sırasında sağlık sorunları nedeniyle kendisi gibi 7 işçi arkadaşının tazminatları ödenerek işten çıkarılan İlter, o ana kadar biriktirdiği her şeyi oğluna harcadı. Çocuğunu hastaneye götürebilmek için kullandığı tek varlığı olan arabasını da satmak zorunda kaldı. Elde ettiği parayı ise solunum cihazı, aspiratör ve mama cihazlarına yatırdı.
"Sgk'nın ödemesi yok denecek kadar az"
Abdullah İlter, oğlu gibi kas hastası çocukların hayatta kalabilmesi için solunum destek cihazlarının zorunlu olduğunu vurguluyor. Yoğun bakımdan taburcu olabilmek için doktorların ailelerden bu cihazları getirmesini istediğini ancak SGK'nın elindeki cihazların çocuklara uygun olmadığını belirten İlter, şunları söyledi:
"Alman malı, pediatrik hastalarla en uyumlu cihazı aldık. O dönem fiyatı 160 bin liraydı. Şimdi 280 bin liraya dayandı. SGK bunun sadece üçte birini karşılıyor, kalanı aileden alınıyor. Üstelik işimiz bittiğinde cihazı da geri istiyorlar."
Tek kullanımlık malzeme 3-4 defa kullanılıyor
Hayati öneme sahip diğer bir cihazın aspiratör olduğunu, bununla oğlunun boğazında biriken tükürüğü temizlediklerini anlatan acılı baba, malzeme yetersizliğinin yol açtığı risklere dikkat çekti. Tek kullanımlık olması gereken aspirasyon sondalarını maddi imkânsızlıklar nedeniyle 2-3 defa kullanmak zorunda kaldıklarını söyleyen İlter, "Bu da enfeksiyon riskini artırıyor. Bir enfeksiyon bizi aylarca yoğun bakımda geriye atabiliyor" diye konuştu.
"Tanı koymak için bile para gerekiyor"
Ailenin en büyük sorunlarından biri de Asaf'a hâlâ teşhis konulamaması. 11-12 farklı genetik test yaptıran aile, tanı için en kapsamlı test olan Tüm Genom Dizileme (WGS) testine yönlendirildi. Ancak bu testin ücreti 72 bin liraya kadar çıkıyor. Devlet hastanelerinde yapılmayan bu testler için aileler özel laboratuvarlara yönlendiriliyor. Baba İlter, "Bir test yaptırsak belki tanı konulacak. Tedavisi varsa ona göre hareket edeceğiz ama önümüze hep maddiyat çıkarıyorlar" ifadelerini kullandı.
Anne Delal ilter: "gündüzümüz de gecemiz de Asaf"
Anne Delal İlter ise üç buçuk yıldır süren bu mücadelede yorgun düştüklerini anlattı. Oğlunun bir yıl önce algısının olduğunu, televizyon izlediğini ancak geçirdiği yoğun bakım sürecinden sonra bunu da kaybettiğini belirten anne İlter, şöyle konuştu:
"Fizik tedaviye götürmemiz gerekiyor ama arabamız yok. İzmir'de bir klinik var, tüm aileler oraya gidiyor ama biz maddi durumumuz olmadığı için götüremiyoruz. Yirmi dört saat başındayız, gündüzümüz de gecemiz de Asaf. Bütün işimiz gücümüz o oldu."
"Yaşamayan bilmez"
İşsiz kaldıktan sonra çevresinden günü kurtarma mücadelesi verdiğini söyleyen baba Abdullah İlter, tüm bu sıkıntılara rağmen pes etmediklerini vurgulayarak yetkililere seslendi:
"Elde avuçta ne varsa sattık. Bir yere kadar insanın gücü yetiyor, sonra tıkanıyor. Bu çaresizliği yaşamayan bilmez."






























Yorum Yazın