Güneş tutulması sonrası deprem olacak mı? 20 yıllık kayıtlar “tesadüf mü, bilimsel bağlantı mı?” sorusunu yeniden gündeme getirdi

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Güneş tutulması sonrası deprem olacak mı? 20 yıllık kayıtlar “tesadüf mü, bilimsel bağlantı mı?” sorusunu yeniden gündeme getirdi
12 Ağustos 2026'da gerçekleşen Güneş tutulmasının ardından gözler yeniden Türkiye ve dünyadaki deprem riskine çevrildi. Geçmiş yıllarda Güneş tutulmalarıyla büyük depremlerin zaman olarak birbirine yakın gerçekleşmesi dikkat çekerken, bilim insanları tutulmaların deprem oluşturduğuna ilişkin güvenilir bir kanıt bulunmadığını belirtiyor. Uzmanlara göre asıl deprem riski gökyüzünde değil, Türkiye'nin aktif fay sistemlerinde.

Güneş, Ay ve Dünya'nın aynı doğrultuda hizalanmasıyla meydana gelen Güneş tutulmaları, tarih boyunca insanlığın en fazla merak ettiği gökyüzü olaylarından biri oldu. 12 Ağustos 2026'da gerçekleşen tam Güneş tutulması da dünyanın birçok bölgesinde milyonlarca kişi tarafından takip edildi.

NASA'nın verilerine göre tutulmanın tamlık hattı Grönland, İzlanda, kuzey Rusya, Atlas Okyanusu, İspanya ve Portekiz'in küçük bir bölümünden geçti. Avrupa'nın geniş kesimlerinde ise parçalı Güneş tutulması gözlendi.

Ancak tutulmanın hemen ardından kamuoyunda başka bir soru yeniden gündeme geldi:

“Güneş tutulmalarından sonra neden büyük depremler meydana geliyor?”

Bu sorunun arkasında özellikle Türkiye'nin yakın tarihindeki dikkat çekici bir tesadüf bulunuyor.

11 Ağustos 1999 tutulması, 17 Ağustos Marmara depremi

Türkiye açısından en çarpıcı örnek, 11 Ağustos 1999'daki tam Güneş tutulması ile 17 Ağustos 1999 Marmara depremi arasındaki yalnızca altı günlük zaman farkı.

17 Ağustos 1999'da Kocaeli ve çevresini yıkan deprem yaklaşık 7,4 büyüklüğündeydi. USGS kayıtlarına göre deprem Kuzey Anadolu Fay Sistemi'nin batı kolundaki kırılma sonucu meydana geldi ve büyük bir yıkıma yol açtı.

Tutulma ile depremin bu kadar kısa aralıkla meydana gelmesi, yıllardır “Güneş tutulması depremi tetikler mi?” sorusunun Türkiye'deki en önemli dayanaklarından biri olarak gösteriliyor.

Ancak tek bir örnek, bilimsel olarak neden-sonuç ilişkisi kurmaya yetmiyor.

2020: Güneş tutulması ve İzmir depremi

Benzer bir başka örnek 2020 yılında yaşandı.

21 Haziran 2020'de Güneş tutulması gerçekleşti. 30 Ekim 2020'de ise Ege Denizi'nde meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki deprem İzmir başta olmak üzere geniş bir bölgede hissedildi.

İki olay arasında aylar bulunması, aralarında doğrudan bir nedensellik kurulmasını daha da zorlaştırıyor.

Türkiye gibi çok sayıda aktif fayın bulunduğu bir ülkede, yılın herhangi bir döneminde deprem meydana gelmesi zaten olağan bir jeolojik durum.

2023 Kahramanmaraş depremleri

6 Şubat 2023'te meydana gelen 7,8 ve 7,5 büyüklüğündeki Kahramanmaraş depremleri de zaman zaman tutulmalarla ilişkilendirildi.

Ancak bilimsel değerlendirmeler depremlerin Doğu Anadolu Fay Sistemi üzerindeki tektonik hareketlerden kaynaklandığını ortaya koyuyor. USGS, iki büyük depremin bölgedeki aktif fay sistemi üzerinde meydana geldiğini ve Türkiye'nin tektonik yapısının bu büyüklükteki depremleri üretmeye elverişli olduğunu belirtiyor.

2024'te ABD'de dikkat çeken başka bir örnek

8 Nisan 2024'te Kuzey Amerika'da büyük bir Güneş tutulması gerçekleşmeden üç gün önce, 5 Nisan'da New Jersey'de 4,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Deprem milyonlarca kişi tarafından hissedildi. Olayın ardından sosyal medyada “tutulma ile deprem arasında bağlantı var mı?” tartışmaları yeniden başladı. Ancak USGS'nin bilimsel değerlendirmesi depremi bölgenin jeolojik yapısı ve fayları çerçevesinde ele alıyor.

Peki Ay ve Güneş'in çekim gücü fayları etkileyebilir mi?

İşte konunun bilimsel açıdan en ilginç bölümü burada.

Ay'ın ve Güneş'in kütleçekimi Dünya üzerinde gelgit kuvvetleri oluşturuyor. Dünya'nın kabuğu da bu kuvvetlerden tamamen bağımsız değil.

USGS, bazı araştırmaların özellikle belirli türdeki sığ ve eğimli faylarda, yüksek gelgit dönemleriyle deprem oluşumu arasında zayıf bir ilişki bulduğunu belirtiyor.

Ancak aynı değerlendirmede önemli bir uyarı bulunuyor:

Güneş tutulmaları, deprem açısından dolunay veya yeniaydan farklı özel bir gelgit etkisi oluşturmuyor.

Yani tutulma meydana geldi diye Dünya'nın kabuğuna olağanüstü bir kuvvet uygulanmıyor.

Tutulmanın hava sıcaklığı üzerinde gerçek etkisi var

Güneş tutulmasının deprem üzerindeki etkisi kanıtlanmış değil. Fakat atmosfer üzerindeki etkisi gerçek.

Güneş ışığının Ay tarafından kısa süreli olarak kesilmesiyle yüzey sıcaklığında düşüş meydana gelebiliyor. Bazı bilimsel gözlemlerde birkaç derecelik sıcaklık düşüşleri ölçüldü.

Araştırmalar ayrıca tutulma sırasında atmosferik dolaşım, nem ve rüzgâr davranışlarında kısa süreli değişimler meydana gelebildiğini ortaya koyuyor.

Dolayısıyla “tutulmanın Dünya üzerinde hiçbir fiziksel etkisi yok” demek de doğru değil.

Ancak bu etkiler geçici atmosferik değişimler.

Bunları “tutulma deprem yaratır” şeklinde yorumlamak ise bilimsel verilerin desteklemediği bir sonuç olur.

Küresel ısınma tabloyu değiştiriyor mu?

Burada da önemli bir ayrım bulunuyor.

Küresel iklim değişikliği; aşırı sıcakların, kuraklıkların, aşırı yağışların ve bazı meteorolojik afetlerin riskini ve şiddetini artırabiliyor.

Ancak mevcut bilimsel veriler, küresel ısınma ile Güneş tutulmasının birleşerek Türkiye'de deprem meydana getirdiğini göstermiyor.

Deprem ile sel konusunda ise farklı bir ilişki söz konusu olabilir.

Örneğin 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından zemin ve yamaçların zayıflaması, daha sonra meydana gelen aşırı yağışların etkisini artırdı. USGS'nin çalışmalarında deprem sonrası yaklaşık 3 bin 600 heyelan tespit edildi; yaklaşık bir ay sonra meydana gelen aşırı yağışlar da yeni heyelan, moloz akışı ve taşkınları tetikledi.

Bu durum, iklim olayları ile depremlerin birbirini etkileyebileceği bazı dolaylı mekanizmaların bulunduğunu, ancak bunun “Güneş tutulması deprem getirir” anlamına gelmediğini gösteriyor.

Sonuç: Deprem olabilir mi?

Bu sorunun cevabı iki farklı şekilde verilmek zorunda.

“12 Ağustos 2026'daki Güneş tutulmasından sonra Türkiye'de deprem olacak mı?”

Bunu kimse bilimsel olarak öngöremez.

“Türkiye'de deprem riski var mı?”

Kesinlikle var.

Ancak bunun nedeni Güneş tutulması değil; Türkiye'nin aktif fay sistemleri, birikmiş tektonik gerilim ve yapı stokunun deprem karşısındaki dayanıklılığıdır.

Sonuç olarak geçmiş 20-25 yıldaki örnekler incelendiğinde, bazı Güneş tutulmaları ile büyük depremler arasında dikkat çekici zaman çakışmaları bulunuyor. 1999 Marmara depremi bunun en çarpıcı örneği.

Fakat mevcut bilimsel literatür, bu çakışmaların tutulmaların depremlere neden olduğunu kanıtlamadığını gösteriyor. Tutulma-deprem bağlantısını inceleyen çalışmalar da bu ilişkinin büyük ölçüde tesadüfi eşleşmelerin seçilmesiyle ortaya çıktığı sonucuna ulaşıyor.

 

“Güneş tutulması deprem habercisi değil; ancak Türkiye'nin deprem gerçeği, tutulmadan bağımsız olarak her zaman gündemde.”

Anahtar Kelimeler:
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Manisa'da Dev Uyuşturucu Operasyonu: Yaklaşık 31 Bin Sentetik Hap Ele Geçirildi, 2 Şüpheli TutuklandıÖnceki Haber

Manisa'da Dev Uyuşturucu Operasyonu: Yak...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar