• 14-05-2019 07:21

Madenci Derneği Biz Çocuklarımızı Unutmadık

Madenci Derneği Biz Çocuklarımızı Unutmadık

Soma Madenci Derneği Başkanı İsmail Çolak Madenci Şehidi Babası Uğur Çolak’ın babası Dernek binasından Soma Beşyol Madenci Anıtının önünde Açıklama yaptılar.

Açıklamalara CHP Manisa Millet Vekili Vehbi Bakırlıoğlu Manisa Baro başkanı Ali Aslan CHP Soma ilçe başkanı Levent Elbinsoy  birçok aile katıldı. Bugün 13 mayıs 2019. Soma maden katliamının üzerinden tam 5 yıl geçti. 5 yıldır tüm oyalamalara ve haksızlıklara rağmen adalet arayışından vazgeçmeyen 301 madenci yakınları olarak yine buradayız!

Bugüne kadar bizlerle yan yana olanlar, 13 Mayıs mahşerinde elini omuzlarımızdan ayırmayanlar, acımızı 1 acısı, öfkemizi öfkesi bilenler, siz dostlarımız!

Taleplerimizi mecliste dillendiren milletvekillerimizledir.

Soma katliamını ve iş cinayetlerini ülkenin her yerinde mücadele konusu yapan arkadaşlarımız!

Acısı ve öfkesi dinmeyen 301 madenci aileleri olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum!

Bizlere sözler verenler! Katliamın ardından "kusuru ve suçu olan kim varsa, babamın oğlu bile olsa, adalet önünde hesabını verecek" diyen dönemin Enerji Bakanı Taner Yıldız; dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik; "madencinin kaderinde, madenciliğin fıtratında böyle ölümler vardır" deyip ve 19. Yüzyıl madenciliğinden örnekler vererek katliamı doğal saydıar.

 

davalarındaki şaibeli kararlarıyla bilinen bir mahkeme başkanı atandı. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, aklımızlaalay edercesine ölümlerin nedenini teröristlere,

sabotajlara ve nihayet 15 Temmuz sonrasında FETÖ'ye bağlamaya çalıştılar.

Nihayet çıkan karar ödül gibi olmuştur. Avukatlarımızın ısrarlı çabalarıyla ve yoğun emek harcayarak keşfettikleri şirket tarafından karartılmaya çalışılan deliller neticesinde sanıkların "olası kasıt"tan ceza almaları gerekirken, katliam bir kusur sonucu yaşanmış gibi "biinçli taksir “den ceza verdi mahkeme. Neticede yitirdiğimiz canların her biri için patron Can Gürkan yalnızca 17 gün hapis yattı. Yargılanan sorumluların diğerleri de yine yitirdiğimiz her bir canımız için günlerle ifade edilecek kısa cezalar aldılar. Göstermelik cezalar birer birer açıklandı.

Yetmezmiş gibi, bir üst mahkeme olan istinaf I mahkemesinde, karara yaptığımız itirazlar dikkate r alınmazken, İzmir 15. Bölge ceza dairesinin mahkeme t heyeti geçen ay, 18 Nisan 2019'da yangından mal kaçırır gjbi sermaye yanlısı bir kararla davanın bir numaralı sanığı patron Can Gürkan'ı tahliye etti.

Bizlere sözler verenleri Katliamın ardından      

suçu olan kim varsa, babamın oğlu bile olta, «MK önünde hesabını verecek" diyen dönemin bakanı Taner Yıldız; dönemin Çalınma ve Sosyal Güvenilir Bakanı Faruk Çelik; 'madencinin kaderinde, madene fıtratında böyle ölümler vardır" deyip ve 19. f madenciliğinden örnekler vererek katliam doğal olduğunu maden kazası olduğunu   söyledi.

Nedeniyle verdi kendisine: Birkaç yıllığına iptal edilen maden işletme yetkisini iade etti.

Bu karar yeni katliamların önünü açmıştır. Bu karar sermayeye ve diğer patronlara "işçileri istediğiniz gibi çalıştırabilir, güvenlik önlemlerini almadan işe koşabilir, ölüme gönderebilirsiniz" demektir. Bu kararla Türkiye'de adalet sisteminin güçlüden ve zenginden yana olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu karar adalet bir kez daha göçük altında kalmıştır.

Katliamdan sonra maden işçileri için getirilen çift asgari ücret ve iki gün hafta tatili zaten olması gereken haklardı. Asıl yapılması gerekenler yapılmadı.

Madenlerde işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yapılan değişiklikler yetersiz kalmıştır. Geçici çözümlerin yeni ölümleri engellemeyeceğini biliyoruz. Sorumlu müfettişler yargılanmadığı için denetimlerin yetersiz kalmaya devam edeceğini de biliyoruz. Evine ekmek götürmek için toprağın altında ömür tüketen madenciler i kelle koltukta çalışmaya devam ediyor. Üstüne üstlük, kanunen yasaklanan taşeron sisteminin "ekip başı" gibi unvanlar altında devam ettiğini de biliyoruz. Siyasi iktidar rödavans ve hizmet alımı gibi yöntemler adı altında milli zenginliklerimizi sermayeye peşkeş

 

maden işçisi patronun kar hırsını dilmeye devam edecektir Madenlerde işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yapılan değişiklikler yetersiz kalmıştır. Geçici çözümlerin yeni ölümleri engellemeyeceğini biliyoruz. Sorumlu müfettişler yargılanmadığı için denetimlerin yetersiz kalmaya devam edeceğini de biliyoruz. Evine ekmek götürmek için toprağın altında ömür tüketen madenciler i kelle koltukta çalışmaya devam ediyor. Üstüne üstlük, kanunen yasaklanan taşeron sisteminin "ekip başı" gibi unvanlar altında devam ettiğini de biliyoruz. Siyasi iktidar rödavans ve hizmet alımı gibi yöntemler adı altında milli zenginliklerimizi sermayeye peşkeş

.

Ben kamudan emekli bir madenci olarak biliyorum ki, kamu işletmelerinde işçinin güvenliği ve insan hayatı çıkan kömürden ve kardan daha öncelikliydi. Kamuda, "önce emniyet sonra üretim" denirdi. Şimdi ise, kömürün ton hesabı işçinin hayatından önemli hale gelmiştir. Çünkü patron ve taşeron önce cebine giren paraya bakar. Bu yüzden biz, "yeni katliamların yaşanmaması için maden ocaklarının kamulaştırılması gerekir" diyoruz.

Pekiyi şimdi ne yapacağız? Soma katliamı davası Yargıtay'a kaldı. Yargıtay'ın, katillere verilen bu ödül gibi karan iptal etmesini, davanın yeniden görülerek daha adil bir karar verilmesini istiyoruz. Sorumluların, kaybettiğimiz 301 canımızın her biri için en ağır cezayı almasını talep ediyoruz. Bunun için mahkemenin "olası kasıftan ceza vermesini bekliyoruz. Böyle yapsın ki, sorumlular gün yüzü göremesin ve yeni katliamların önüne geçilsin. Adalet ancak böyle yerini bulur ve ancak böyle caydırıcı olur.

5 yıldır süren mücadelemiz yitirdiğimiz canlar için değil, hala ve hala kölelik düzeninde çalışmayı sürdüren

madenciler içindlr.Taleplerimiz net:

genler kamulaştırasın.

^.traşeron çalışma yasaklansın.

^3-Madenlerde denetim arttırılsın.

4-        Tüm ocaklarda işçi sağlığı ve iş güvenliği önemleri alınsın. Mesleki ve iş güvenliği eğitimleri verilsin.

5-        Madenciye söz yetki karar hakkı verilsin.

Biz 301 madenci aileleri olarak adalet yerini bulana kadaı mücadelemize yılmadan devam edeceğiz.

Siz vicdanlı dostlarımız! Hepinize adalet arayışımıza verdiğiniz destek için teşekkür ediyoruz!

301'i unutmadık, unutturmayacağız!

Bir gün adalet herkese lazım olacak!

Soma 301 madenci aileleri

göstermeye çalışan dönemin başbakanıl derdisiniz sözleri tutmadınız I

Maden ocağına hiç girmeden sözüm ona denetleme yapan, "burası Türkiye'nin en güvenilir ocağıdır" diye rapor tutan denetmenlerl Asli sorumlulardan oldukları bilirkişi raporuyla tespit edildiği halde yargılanmayan, o dönem Enerji ile Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanlığı'na bağlı M.I.G.E.M ve T.K.I. gibi kurumlarda çalışan sorumlu kamu görevlileri! Adalet önünde hesap vermediniz!

13 Mayıs 2014'te, sorumlu kamu görevlilerinin ve Soma Kömürleri A.Ş. patron ve yöneticilerinin olası ölümleri öngördükleri halde gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almamaları sonucu 301 canımızı yitirdik. 301 evladımızın, 301 kardeşimizin yaşama hakkı 5 yıl önce bugün ellerinden çalındı.

5 yılın ardından adil bir yargılama olmadığını üzülerek belirtmek zorundayız. Katliamdan tam 11 ay sonra, 13 Nisan 2015'te başlayan ve geçen sene, 11 Temmuz I 2018'de karara bağlanan yargılama boyunca siyasi iktidar tarafından pek çok engelleme ile karşılaştık. Bu süreçte davanın savcısı defalarca değiştirildi. Dedi

 

Haber Videosu




HABERE AİT RESİMLER

Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.